UZMAN EKİP
Anahtar teslim çözümler. Şeffaf fiyatlandırma.
02566123036
UZMAN EKİP
Anahtar teslim çözümler. Şeffaf fiyatlandırma.
02566123036
-“Başında sarığın var, gel bizim şu cenaze namazını kıldır da cenazemizi kaldıralım…”
-“Ben hoca değilim ki!..”
-“Sarıklı, cüppeli bir adamsın kıldır şu namazı…”
-"Efendiler doğru söylüyorum ben hoca değilim..."
-Amma uzattın imam efendi, kıldır cenaze namazını..."
-“Peki o zaman, saf tutun...”
-“Allahuekbeeeer…”
Namaz biter ve mevtanın üzerindeki örtüyü kaldırıp kulağına bir şeyler mırıldanır…
Halk merakla sorar?...
-“Ne dedin mevtaya?..”
Eveeeeet değerli dostlar…
Bugün de yine keyif alacağınızı umduğum bir yazı ile karşınızdayım...
Bugünkü durağımız da BEKRİ MUSTAFA (HAZRETLERİ)

Bekri Mustafa’yı bilmeyeniniz yoktur sanırım…
4. Murat döneminde 1590’lı yıllardan itibaren yaşayan hatta 4. Murat ile iyi bir arkadaşlığı olan boylu poslu, yiğit bir Kadırga çocuğu…
Babası yorgancılık yapan biri…
Mustafa küçük yaşta Küçükayasofya’da hocalardan ders alan, hafız olan ve çok iyi eğitim alan bir çocuk…
Aradan zaman geçer, zengin bir ailenin kızına gönlünü kaptırır…
İsterler kızı ama, “Sen yorgancısın, fakirsin” diye vermezler…
Bu arada baba-anne vefat eder…
Bırakır medreseyi, dini ilimleri, yorgancılığı ve vurur kendini içkiye…
Kumkapı’daki Agop’un meyhanesi artık onun mekanı olmuştur…
Rakının başına bir oturur bir daha kalkmaz hiç de ayık gezmezmiş…
Çok rakı içen, ayık olmayan manasına gelen BEKRİ lakabı işte bu dönemlerde takılmış kendisine…
İstanbul’un bütün içkili eğlence mekanları Bekri Mustafa ile şenlenirmiş…
Özellikle de Haliç’te bir zamanlar Balıkpazarı olarak kullanılan bölge, en gözde içkili eğlence yeri imiş…

Peki neresi orası?..
Hani Eminönü denilince balık-ekmek akla gelir ya!..
Hah, şimdi kayıklarda balık satılan ve binlerce insanın doluştuğu, ellerinde balık ekmek dolaştığı o mekan ile otobüs duraklarının olduğu ve Ahi Çelebi Camii’ne kadar olan bölge Balıkpazarı…
İşte bizim Bekri Mustafa, artık oranın müdavimi, içkicilerin de piri…

Gelin görün ki, an gelir 4. Murat tahta çıkar…
Aslında iyi bir içicidir 4.Murat…
Kendisi içer de halka içirmemek için çok baskı yapar…
İşte o zamandan itibaren Bekri Mustafa ve rakıcılar için kabus başlar…
İçki içen, 4. Murat’ın gazabına uğruyor…
Ne yapsın garibim Bekri Mustafa, gizli gizli içmeye devam…

Uzun boylu, iri yapılı, geniş omuzlu, pos bıyıklı, güçlü, son derecede zeki, nüktedan ve hoşsohbet, hazır cevap ve hakbilirliği ile herkesin takdirini ve sevgisini toplayan Bekri Mustafa, 41 yaşında iken hastalanır ve üç gün içinde vefat eder…
Cenazesi vasiyeti üzerine Balıkpazarı meyhanelerinin olduğu yere gömülür…
“Pir”lerini kaybeden rakı arkadaşları her gün mezarı başında içki içerler, rakı ile toprağını sularlar…
Hatta öyle anlar olur ki, İstanbul kadınları (Biz her mezarı evliya türbesi yaptığımız için) mezarın başına gelir dua ederler, mezar toprağından alıp kocalarının suyuna katarak içirirlermiş ki, içkiyi bıraksınlar diye…
Gel zaman git zaman esnaf, Bekri Mustafa’ya bir mezar yapar ve başına bir taş dikerler…

Taa ki Bedrettin Dalan’ın belediye başkanı olduğu döneme kadar…
Haliç kıyılarını boydan boya yıka yıka gelen belediye ekipleri, bu mezarı da oradan alırlar işte bugünkü yerine yani Eminönü otobüs duraklarının Haliç yakasında İSPARK otoparkının içindeki küçük bir türbeye gömerler…
Hem de kimin yanına biliyor musunuz?...
Peygamber soyundan geldiği rivayet olunan Şeyh Abdurraif Samadani Hazretleri’nin yanına…
Tabii türbenin girişine de tabelası asılır;
“BEKRİ MUSTAFA HAZRETLERİ”
“RUHUNA FATİHA”
Aşağıda fotoğrafını göreceğiniz türbede iki kabir var, baştaki Şeyh’in, sondaki de “İÇKİ ALEMİNİN PİRİ”nin!..

İşte böyle dostlar…
Hikayeleri çoktur Bekri Mustafa’nın da asırlar geçse de güncelliğini koruyan bir olay vardır ki, başta giriş yaptığım hikaye, ders niteliğindedir…
Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede bir caminin önünden geçmektedir.
O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur.
Cemaatin beklemekten canı sıkılır ve başında sarığı, sırtında cübbesiyle ordan geçen Bekri Mustafa'yı hoca zannederler...
Cemaat ile bizim Bekri arasında şöyle bir diyalog geçer:
-“Başında sarığın var, gel bizim şu cenaze namazını kıldır da cenazemizi kaldıralım…”
-“Ben hoca değilim ki!..”
-“Sarıklı, cüppeli bir adamsın kıldır şu namazı…”
-"Efendiler doğru söylüyorum ben hoca değilim..."
- "Amma uzattın imam efendi, kıldır cenaze namazını..."
-“Peki o zaman, saf tutun...”
-“Allahuekbeeeer…”

Namaz biter ve mevtanın üzerindeki örtüyü kaldırıp kulağına bir şeyler fısıldar…
Halk merakla sorar?...
-“Ne dedin mevtaya?..”
Bekri Mustafa gülerek cevaplar: “Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa imam oldu dersin. Onlar durumu anlar...” dedim...

Eveeet işte böyle dostlar…
Ders alınır mı?..
Bilmem…
Sağlıklı günler diler, vatandaş Halis Güler…
Selamlar, sevgiler…
Bu makale 388 kez okundu.
Yorumlar